Ticari Alacak Davası ve Zorunlu Arabuluculuk
Ticari alacaklarda zorunlu arabuluculuk, icra ile dava yolu arasındaki seçim, ihtiyati haciz, faiz ve zamanaşımı ile imar kaynaklı uyuşmazlıklar.
Ticari alacak nedir, hangi davalar ticari sayılır?
Türk Ticaret Kanunu, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan işlerden doğan uyuşmazlıkları mutlak veya nispi ticari dava olarak nitelendirir. Şirketler arasındaki mal ve hizmet alım satımı, bayilik ve distribütörlük ilişkileri, taşıma sözleşmeleri ve cari hesap ilişkileri bu kapsamda değerlendirilir.
Ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülür. Antalya'da bu mahkemeler Antalya Adalet Sarayı'nda faaliyet gösterir. Uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığı görev kuralı bakımından önemlidir; görevsiz mahkemede açılan dava, görevsizlik kararıyla sonuçlanır ve süre kaybına yol açar.
Alacağın kaynağı çoğu zaman fatura, sözleşme, irsaliye veya cari hesap ekstresidir. Bu belgelerin düzenli tutulması, uyuşmazlık çıktığında ispat bakımından belirleyici olur.
Dava öncesi zorunlu arabuluculuk
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından, ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir.
Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabulucu, tarafları bir araya getirerek anlaşma sağlanıp sağlanamayacağını araştırır. Süreç kanunda öngörülen süre içinde tamamlanır; taraflar anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi ile ilam niteliği kazanır.
Anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir ve dava dilekçesine eklenir. Arabuluculuk aşaması zamanaşımını durdurur; bu nedenle süresi dolmak üzere olan alacaklarda başvurunun zamanında yapılması önem taşır.
Arabuluculuk sürecinde ileri sürülen beyanlar, anlaşma sağlanamaması hâlinde davada delil olarak kullanılamaz. Bu kural, tarafların çözüm arayışını serbestçe sürdürebilmesi amacına dayanır.
Alacağın takibi: icra mı, dava mı?
Elde bulunan belgeye göre iki yol arasında seçim yapılır. Alacak bir mahkeme kararına dayanıyorsa ilamlı icra takibi başlatılır. Böyle bir karar yoksa ilamsız takip yoluna gidilebilir; bu yolda alacaklının belge sunma zorunluluğu bulunmaz, ancak borçlunun itirazı takibi durdurur.
Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine özgü takip yolunda süreler daha kısadır ve itiraz imkânı sınırlıdır. Senedin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı bu yolda belirleyicidir.
İtirazın kaldırılması icra mahkemesinden, itirazın iptali ise genel mahkemeden istenir. İtirazın iptali davasında, alacağın haksız yere reddedildiğinin anlaşılması hâlinde icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir. Hangi yolun uygun olduğu, elde bulunan belgenin niteliğine göre değerlendirilir.
İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir
Alacağın tahsilinin tehlikeye düşmesi ihtimali varsa, dava veya takip sürerken borçlunun mal ve haklarına ihtiyati haciz konulması istenebilir. Talep, alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatına dayanır ve kural olarak teminat gösterilmesi aranır.
İhtiyati haciz kararı verildikten sonra kanunda öngörülen süre içinde icra takibine geçilmesi gerekir; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar. Bu süreye uyulmaması, alınan kararın etkisini yitirmesine yol açar.
Para alacağı dışındaki taleplerde ihtiyati tedbir yoluna başvurulur. Örneğin bir taşınmazın devrinin önlenmesi veya bir hakkın kullanılmasının geçici olarak durdurulması bu kapsamdadır.
İmar uyuşmazlıkları ve ticari faaliyet
Ticari faaliyet yürütülen taşınmazlarda imar durumu, işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler. İmar planı değişiklikleri, ruhsat iptalleri, yapı tatil tutanakları ve yıkım kararları idari işlem niteliğindedir ve bunlara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılır.
İdari davalarda süre, işlemin tebliğinden itibaren kural olarak altmış gündür. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması hâlinde işlem kesinleşir. İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç zarar doğacaksa yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
İmar işleminden doğan zararlar için tam yargı davası açılabilir. Ticari uyuşmazlıkla idari uyuşmazlığın iç içe geçtiği dosyalarda, her talebin ayrı yargı koluna ait olduğu ve ayrı sürelere tabi olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Faiz, zamanaşımı ve masraflar
Ticari işlerde temerrüt faizi, taraflar arasında kararlaştırılmamışsa kanunda öngörülen oran üzerinden hesaplanır. Sözleşmede faiz oranı belirlenmişse, kanunun öngördüğü sınırlar içinde bu oran uygulanır. Faizin başlangıç tarihi, temerrüdün oluştuğu ana göre belirlenir; bu nedenle ihtarnamenin tarihi ve içeriği önem taşır.
Ticari alacaklarda genel zamanaşımı süresi kural olarak on yıldır; ancak bazı sözleşme türleri için daha kısa süreler öngörülmüştür. Örneğin satım sözleşmesinden doğan bazı taleplerde farklı süreler uygulanır.
Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, davanın sonucuna göre taraflar arasında paylaştırılır. Kısmen kabul kararlarında bu paylaşım kabul ve ret oranına göre yapılır.
Ticari uyuşmazlığı önlemek için sözleşme aşaması
Uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, sözleşme aşamasında belirsiz bırakılan noktalardan doğar. Teslim süresi, ayıp bildirimi usulü, cezai şart, fesih koşulları, yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk gibi başlıkların açık yazılması sonraki tartışmaların kapsamını daraltır.
Cari hesap ilişkilerinde dönemsel mutabakat yapılması ve mutabakat yazışmalarının saklanması, alacağın miktarının ispatını kolaylaştırır. Faturaya itiraz süresine uyulması da bu kapsamda değerlendirilir.
Ticari işletmeler arasındaki yazışmaların kayıt altına alınması, elektronik ortamda saklanması ve yetkili kişilerce imzalanması, dosyanın ispat gücünü artırır.
Sık sorulan sorular
Arabuluculuk toplantısına katılmazsam ne olur? Geçerli bir mazeret olmaksızın toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyebilir.
Faturaya itiraz etmezsem alacağı kabul etmiş sayılır mıyım? Ticari defterler ve fatura düzenine ilişkin kurallar gereği, süresinde itiraz edilmeyen faturanın içeriği kabul edilmiş sayılabilir. Bu nedenle itiraz süresine dikkat edilmelidir.
İhtiyati haciz için mutlaka dava açmış olmak gerekir mi? Hayır. Dava açılmadan önce de talep edilebilir; ancak karardan sonra kanunda öngörülen süre içinde takip veya dava yoluna gidilmesi gerekir.
Ticari dava ile icra takibi aynı anda yürütülebilir mi? Yürütülebilir; ancak aynı alacak için mükerrer tahsil söz konusu olamaz. Hangi yolun öncelikli olacağı, elde bulunan belgeye ve borçlunun tutumuna göre belirlenir.
Bu yazıda ele alınan konularla ilgili ayrıntılı bilgi için Ticaret Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut olayınız için avukata başvurmanız gerekir.
Yazıda yer alan bilgiler genel nitelikte olup somut uyuşmazlığa göre değişiklik gösterebilir. Dosyanıza özgü değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Ticari uyuşmazlıklar dışındaki alanlarda da benzer usul aşamaları geçerlidir; genel çerçeve için Antalya'da avukat desteği sayfamıza göz atabilirsiniz.
(0242) 244 10 66 İletişim